Arnavutköy 

İstanbul boğazının en çekici köylerinden biri olan Arnavutköy çok eskiden Anapolis ve Estias (Hestia) ismi ile çağrılmaktaydı. Bugünkü ismi ise erken Osmanlı döneminde köyde yaşamış olan Arnavut halkını temsil etmektedir. MÖ 4. yüzyılda, Roma imparatoru Konstantin’in başmelek Mikael ismine bir kilise yaptırması nedeniyle Rumlar tarafından  “meleklerin şehri” olarak çağrılmış olan Arnavutköy’ün diğer isimleri arasında “büyük akıntı” anlamına gelen Megalou Reumatos ismi de bulunmaktadır. Bugün akıntı burnu olarak bilinen yerde bir zamanlar gemilerin demir attığı bir liman bulunmaktaydı. Liman muhtemelen Arnavutköy polis karakolu ve Tefvikiye camiinin inşa edillmiş olduğu yerdeydi. Antik Çağ yazarlarına göre burada ayrıca Yunan mitolojisinde Kronos ve Rhea’nın kızı olan, aile ocağını temsil ettiği düşünülen koruyucu tanrıça Hestia‘ya (Vesta) ve Güneş tanrısı Helios‘un kızı, aynı zamanda Argonotların kralı Jason‘un eşi olarak da bilinen Medea’ya adanmış tapınaklar bulunmaktaydı. Bugün bu yapıların temelleri yeni binaların altında kalmış olsa dahi Arnavutköy sokaklarında yürürken geçmişin o gizemli havasını hissetmemek mümkün değildir.

 

Estia-Hestia-Vesta

Arnavutköy’de korunmuş tarihi binalar arasında ise Robert Koleji binası, Tefvikiye camii, Taksiarhis kilisesi, ahşap evler ve asfalt yolla bağazın kıyısından ayrılan yalılar bulunmaktadır. Özellikle Arnavutköy’ün ahşap evleri ve yalıları eski İstanbul’u yaşamak isteyenler için halen güzel bir fırsat sunmaktadır. Akıntı Burnuna deniz fenerinin yanına gelindiğinde ise köyün isminin bir zamanlar “büyük akıntı” olarak adlandırılmasının nedeni daha iyi anlaşılmaktadır. Buradan Boğazın en hızlı akıntısı geçmektedir ve insanın gözleri bu akıntıya kapıldığında tıpkı  Efes’li Herakleitos’un söylediği gibi herşeyi akışa bırakır.

 “Herşey akıştadır; hiçbirşey sürmez ve ne de aynı kalır.”  Herakleitos

 

22878435