solar-eclipse-7591

Bugün yeni bir Güneş tutulması daha büyük bir heyecan ve merakla beklenilmekte. Amerika kıtasından gözlemlenecek olan tam Güneş tutulmasının akşam saatlerinde gerçekleşeceği ve 2 dakika 40 saniye süreceği bilgisinin verilmesiyle milyonlarca insan bu muhteşem doğa olayını gözlemlemeye veya ekranlardan izlemeye hazırlanıyor.

Peki günümüzden binlerce yıl önce insanlar bu beklenmedik doğa olayı karşısında ne hissetmişlerdi? Kendilerine yaşam sağladığını bildikleri ve kutsal kabul ettikleri bu olağanüstü ışık ve ısı veren yıldız birdenbire karanlığa büründüğünde nasıl davranıyorlardı? Güneş tutulmalarının önceden tahmin edilemediği dönemlerde insanlar tutulma başladığı sırada muhtemelen büyük bir korkuya kapılıyorlardı.

Reminder-Total-Solar-Eclipse-Will-Happen-Today-March-20-476301-2

1999 yılında Türkiye’den görülen Güneş tutulmasını Nasa’da çalışan Güneş uzmanlarıyla birlikte Elazığ’da Harput kalesinin bulunduğu tepenin üzerinde izleme fırsatı buldum. Yaz sıcağı olmasına rağmen Ay’ın Dünya ve Güneş’in arasına girmesiyle başlayan alacakaranlıkta ısı aniden düşmeye ve serin bir rüzgar esmeye başladı. Daha önce işitilen kuş sesleri yerini sessizliğe bıraktı.  Onun yerine uzaktan köpeklerin havlama sesleri duyulmaya başladı. Bir yandan Gökyüzünde oluşan bu ani renk değişimlerini büyük bir heyecanla izlerken, bir yandan da tutulmanın Eski Çağ insanları tarafından nasıl bir korkuyla karşılanabileceğini de duyumsamış oldum. Gündüz iken Gece oluvermişti ve bu muhteşem bir Gök olayıydı.

Binlerce yıl önce insanlar Güneş tutulmalarını yaşadıkları bölgelere, sahip oldukları inanca ve ait oldukları toplumun kültürüne göre farklı yorumlamaktaydılar.  Çinliler Güneş tutulması sırasında bir ejderhanın Güneş’i yuttuğunu, Vietnamlılar ise bir kurbağanın Güneş’i yediğini düşünmekteydi. Çinli astrologlar Güneş tutulmalarıyla ülkeyi yöneten kralın sağlığı ve yerine geçecek olan kişinin kim olacağı  konusunda kehanette bulunmaktaydılar.

 

Ay’ın karanlık gölgesinin Güneşi örtme oranına göre değişen tutulma görüntüleri Eski Çağ insanları tarafından çeşitli hayvan veya efsanevi yaratıklara benzetilmiştir. Eski Mısır’da çok erken dönemlerden itibaren Gökyüzü olaylarının gözlemlendiği ve betimlendiği bilinmesine rağmen Babil ve Sümerlilerin kil tabletlere kaydetmiş olduğu Güneş tutulmalarına dair olan bilgilere benzer verilere rastlanılmamıştır. Diğer yandan, bazı araştırmacılar Güneş tutulmasıyla ilgili olan Eski Mısır yazıtlarının farklı yorumlandığını ve Eski Mısır inancının en önemli sembollerinden biri olan “Kanatlı Güneş Kursunun” aslında Güneş tutulması görüntülerinin (Güneş atmosferinin en dış kısmının) stilize olmuş bir betimlemesi olduğunu düşünmektedirler (Maunder;Livingston ve Bhatnagar).

corona_1medinet4

Kraliyet, Güç ve Kutsallığı simgelediği düşünülen Kanatlı Güneş Kursu sembolü aynı zamanda Güneş tanrısı olarak adlandırılan Ra’yı ve onu doğuran Güneş tanrıçası Hathor’u temsil etmektedir. Güneş atmosferinin  en dış kısmında oluşan parlak çizgisel ışıklar ise kutsal kuş şahinin kanatları şeklinde resmedilmiştir. Şahin, tanrı Ra ve tanrıça Hathor’un oğlu Horus’tur. Bir başka deyişle yeniden doğan ruhu simgelemektedir. Eski Mısır inancında evrenin doğumu ile ilgili olan efsanelerde Güneş tanrısı Gökyüzünü Doğu’dan Batı’ya kutsal teknesiyle geçmektedir. Bu günlük döngü aynı zamanda kişinin öldüğü zaman yeniden doğarak ebediyete geçişini simgelemektedir. Kanatlı Güneş Kursu sembolü daha sonra Anadolu, Yakın Doğu  ve Orta Doğu kültürleri tarafından da özellikle kraliyet sembolü olarak kullanılmaya devam etmiştir.

Tarih öncesinden itibaren gerçekleşen Gök olayları insanın evrimleşmesi için gerekli olan merakı da her seferinde tetiklemiş. İnsan Gök Kubbenin dilini öğrendikçe varoluşunun sırlarına da her geçen gün biraz daha yaklaşmakta. Milet’li bilgin Thales’in söylediği gibi “Hayattaki en güç şey insanın kendini tanıması”…..