“Dünya’ya gelen her bir birey kendi varoluşunun farkına vardığında içindeki kahramanın yolunu da aydınlatmış olur”! Aşağıda, yaratma sürecinde dişil enerjiyi simgeleyen Tanrıça Hera’nın sol elinde tuttuğu küre, Dünya’yı, kişinin yaşam döngüsünün geçtiği yeri simgelemektedir”.

Tanrıça Hera

Canlı cansız kavramların kişileştirilerek insan yaşantısını içeren hikayelere dönüşmeleri binlerce yıldır süregelen bir anlatım biçimidir. Bugün biz bu anlatım biçimlerine masal, hikaye, mitoloji veya efsane diyebiliyoruz. Anlatılmış olan hikayelerin ve içlerinde geçen kelimelerin peşine düşmedikçe binlerce yıldır farklı coğrafyalarda benzer şekillerde aktarılmakta olan anlatımların ne anlama geldiğini kavramak mümkün olmuyor. Söz ve imgenin yani akla gelen düşüncenin ve gözlemlenen betimlemenin gerçekte neyi ifade ettiğini keşfetmek ise insanın kendi düşünce kapısını sonsuz evrene açması gibi birşey. Örneğin, “Hera” kelimesinin bir tanrıçayı Herkül’ün ise bir kahramanı temsil etmesinin ötesinde simgeledikleri diğer anlamlar nelerdir?

İsmi eski Yunan (Grek) mitolojisinde Herakles, Roma mitolojisinde ise Herkül olarak anılan, yarı tanrı yarı insan olarak kabul edilen kahramanın öyküsü, eski Yunan tanrıçası Hera ile ilişkilendirilmektedir. Tanrısal bir kuvvete sahip olan Herkül’ün Grekçe ismi olan Hera-kles (Hera + kleos) Hera’nın ışıması (ünü) anlamına gelmektedir. Tanrıça Hera ve kral Eurystheus’ın yarattığı zorluklarla başedebilmesi sonucunda ünlü bir kahraman haline dönüşerek bu isimle anılmıştır. Herkül tanrısal bir kuvvete sahip olduğunu henüz küçük bir bebekken Hera’nın göndermiş olduğu zehirli yılanı öldürerek göstermiştir. Göklerin tanrıçası Hera’nın eşi Zeus’un başka bir kadından olan oğlu Herkül’e verdiği cezalar, “Herkül’ün 12 görevi olarak bilinmektedir.

Herkül’ün görevleri, Valencia Arkeoloji müzesi İspanya (MS. 2-3.yy)

Eski Yunan mitolojisinin konuları ve kişileri Eski Mısır, Sümer ve Hitit uygarlıkları gibi çeşitli kültürlerin halk hikayeleriyle iç içe geçmiş ve birbirinden etkilenmiş metaforlardır. Örneğin, Sümer mitolojisinde 2/3 ‘ü insan 1/3’ü tanrı olarak kabul edilen Uruk kralı Gılgamış üzerine yazılmış olan epik şiir Herkül’ün görev ve maceralarıyla benzerlik göstermektedir. Her ikisi de ölümsüzlüğün sırrını çözmeye çalışmaktadır. Gılgamış’ın Doğu’dan Batı’ya Güneş yörüngesi boyunca yaptığı yolculuk, Herkül’ün 12 görevinin ve Zodyak’ın 12 takımyıldızını simgelemesiyle örtüşmektedir.

Herkül’ün karşılaştığı hayvanlar, insanlar ve Doğa unsurları burçlar kuşağının sembollerini nitelemektedir. Tanrıça Hera’nın Gökyüzünü ve mevsimselliği temsil ettiği düşünülürse, Herkül’e verilen 12 görev de 12 ayı dolayısıyla Ay’ın Dünya’nın etrafında bir tam tur dönüşünü simgelemektedir. Mevsimler ise Dünya’nın Güneş etrafında dönmesiyle oluşmaktadır ve Doğa’nın Bahar’da yeniden canlanması-doğması sonradan yitirilmesi-ölümü, insan yaşamıyla da aynı sayılmaktadır.

Aslında, Tanrıça Hera’nın Herkül’ün karşısına çıkardığı zorluklar, insanın kendi yaşam yolculuğunda kendi iç dünyasından veya dışardan gelen deneyimlerle başa çıkmasını simgelemektedir. İnsan iç dengesini koruyarak zorluklarla mücadele edebilmeyi başardığında kişisel gelişim ve farkındalık kazanır. “Zorluklarla mücadele etmek” her insanda var olan “savaşçı arketipidir”. Mitler, ölümlü ölümsüz kahramanlardan bahsederken onların içsel mücadelelerini gerçek “savaş metaforlarıyla” dile getirmişlerdir. Peki, geçmiş dönemlerde yaşamış insanlar ve hatta günümüz insanları epik şiirlerin, mitlerin, efsanelerin iletmek istediği mesajları neden gerçekmiş gibi algılamaya devam etmektedirler?

Bu muhtemelen insanların binlerce yıl öncesinden kollektif imgelere dönüşmüş sembollerin anlamları üzerine düşünmeden yaşamış ve yaşamakta olmalarından kaynaklanmaktadır. Özellikle eski dönemlerde kollektif kimlikler içeren kahraman mitlerine “herşeye inanan ve sorgulamayan” insanlar bilinçsizce inanmaktaydılar. Halbuki, insanın varoluşuyla ilgili kadim bilgiler içeren bu hikayeler, kişinin kendi içsel gücünün ve zayıflıklarının farkında olarak yaşamı boyunca geçirdiği kişisel gelişimine ayna tutmaz mı? Herkül gibi doğumundan ölümüne kadar yaşam döngüsü içinde zorluklarla başa çıkabilen insan, en nihayetinde bilinçsiz zihninin ve ataletinin üstesinden gelerek olgunlaşmıştır. Bu aynı zamanda kişiye annesinin egemen olduğu bebeklik ve çocukluk çağından çıkmasını sağlayan kahramanlık yoludur. Kahraman olmak için ölmek ve öldürmek yerine insanın kendi içinde barınan sağlıksız egoyu öldürmesi gerekmektedir (Nitekim Dünya’da halen herkes için yeterli yaşama alanı bulunmaktadır, ama doğal kaynaklar insanların hırsı nedeniyle yok olmaktadır).

Gerçek hayatta kahraman olmak için mitlerde anlatılan mücadelelere ve savaşlara da ihtiyaç yoktur. Asıl savaş dışarıdan ziyade insanın kendi içindedir. Ne yazık ki, İnsanlık, savaşı bu şekilde algılamaya ve sorgulamamaya devam ettikçe benzer olaylar bir kısır döngü halinde binlerce yıl önce de olduğu gibi var olmaya devam edecektir. Değişim kişinin algısını değiştirmesiyle başlayabilecektir.

Diğer taraftan, günümüzden neredeyse 2800 yıl önce yazılmış olan İlyada destanı, yazılmış olduğu dönemde yaşamakta olan gençleri savaşmaya ve kahraman olmaya özendiriyordu. Genç savaşçılara verilen ödül ölseler bile isimlerinin sonsuza dek yaşayacağıdır. Herkül gibi herbiri Hera’nın şanına kavuşacaktır. Aslında ölümle tanışacak ve isimleri (kleos-şan) sonsuza dek yaşayacaktır. Bu aynı zamanda sorgulamadan herşeye inanan halkın daha nice savaşlara girmesine ve can kaybına uğramasına neden olacaktır. Antik şehirlerde bu kahramanların ismine adanmış nice kült yapıları yapılacaktır. Bu dogma daha sonra güç elde etmeyi isteyen kişiler tarafından bir dini anlatım olarak modern çağda da yaşamaya devam edecektir. Ne yazık ki ilkel çağlardan kalmış bir yanılsama…kibir ve hırsın hakim olduğu bir süreç. İnsan ne zaman “Dışarıdan” ziyade “İçeriye” dönmeyi başarırsa işte o zaman insani gelişimine bir adım daha atacaktır.

2800 yıl önce yaşamış olan bir genç okuma ve yazma biliyorsa muhtemelen aşağıda yazılı olan Akilles’in (Aşil) sözleriyle cesaretlenecektir. Halbuki, İştar’ın, Hera’nın (yaratıcı süreçte kişileştirilmiş dişil enerjiler) kendisine vermek istediği mesaj yukarıda bahsedildiği üzere çok farklıydı.

“Annem Thetis (Deniz tanrıçası) bana sonla (ölümümle) buluşmamın iki yolu olduğunu söylüyor. Eğer burada kalır ve savaşırsam, canlı geri dönmeyeceğim, ama benim adım sonsuza dek yaşayacak (kleos-şanım): oysa eve gidersem ismim ölecek; uzun sürecek, ama ölüm beni alacak” Akilles (Aşil) (İlyada destanı).

*****

Herkül takımyıldızını izlemek ve kendi kahramanlık yolculuğunuza çıkmak isterseniz, Temmuz ayının aysız gecelerinden birini seçin ve saat 23:00 civarında ayaklarınız kuzeye bakacak şekilde uzanın ve dik durun.

(vocal.media/futurism/hercules-constellation-history)

Tepedeki kuzey-güney çizgisine gökbilimciler meridyen diyor. Herkül’ün göğsünü oluşturan çok parlak olmayan dört yıldızı göreceksiniz. Kol uzunluğunda bir arada tutulan iki parmak, göğsünü kaplayacaktır. Kahramanın kollarını ve bacaklarını oluşturan yıldızları Güneye doğru takip ederken Herkül’ün konumunuza uyduğunu unutmayın!